NEFS ÜZERİNE BİR DENEME

 

“Fela tezekku enfusekum!”

“Nefislerinizi temize çıkarmayın!”

“Evet, insan yaratılışında kendi nefsine muhib olarak yaratılmıştır.

Hatta bizzat nefsi kadar bir şeye sevgisi yoktur.

Kendisini, ancak mabuda lâyık senalar ile methediyor.

Nefsini bütün ayıplardan, kusurlardan tenzih etmekle, - haklı olsun haksız olsun - kemal-i şiddetle müdafaa ediyor.

Hatta Cenab-ı Hakkı hamd ü sena için kendisinde yaratılan cihazatı, kendi nefsine hamd ve sena için sarfediyor ve “menittehaze ilahehu hevahu”  *** deki “Men” şümulüne dahil oluyor.

Bu mertebede nefsin tezkiyesi, ancak adem-i tezkiyesiyle olur.”  RNK

“Ben nefsimi temize de çıkarmıyorum. Çünkü nefis, gerçekten kötülüğü şiddetle emreder.  Ancak Rabbimin esirgediği nefis mustesnadır, çünkü Rabbim Gafurdur, Rahimdir.” Yusuf 53

Huysuz bir binek gibidir nefs..

Kişi yüreğindeki “Rabbi” kadarınca ya dizginler onu, ya da o, en aşağılara elim azaplara düşürür sahibini..

Zordur dizginleri elinde tutmak!

İnsan bu kadar acizken..

Nefis şiddetle kötülüğü emrediyorken..

Ve.. Günahlar bu kadar albeniliyken.. Zordur..

İste bundandır, O en Sevgili’nin nefs mücahedesine: “büyük cihad” demesi.. Ve Rabbin, mucahidi onurlandırması..

“Öfkelerini yutanlar..

“Diline, beline hakim olanlar..

“Zulmedeni affedenler..Vermeyene verip, gelmeyene gidenler…”

………

O, bu en zorların karşılığını hudutsuz verir! Ve zorluklar ulaşılacak olanı ihlasi kadarınca katlamaktadır..

Çünkü kişinin, en şehvetli, en kızgın, en öfkeli, en... en... anında nefsine “dur!” demesi, dizginleri eline alması çok zordur..

İşte bu üstün geliş, kişiyi adeta bir füze hızıyla Rabbine ulaştırır..

Nefs o zaman bir burak olur..

“O’nun için olan ameli, yine “O” takdir edecek ve sanınca karşılığını vermekten de öte O, onu sevecektir!

Ve işte bu sır: “Yapabilecekken, bile - isteye yapmamak” sırrı, insanı O’na mahbub ve dahi kainata sultan eder!

Bir de:

“Fela tezekku enfusekum!” sırrı var hep ihmal edegeldiğimiz..

“Fela tezekku enfusekum!”

Yani:

Nefslerinizi temize çıkarmayın!

Aklamayın! Suçlarını örtmeyin!

Neden?

Çünkü aklandıkça azar nefs... Hep daha hep daha ister!

Suçu örtüldükçe güçlenir: kendi batılını hak kılıfında sunar insana..

Ve böylelikle rububiyyetini ilan eder!

İster ki herşey onun arzusuyla olsun... Değilse isyan eder!

Kırılmasına, darıltılmasına dayanamaz hemen çığırtkanlığa başlar..

Kendi saltanatına zarar verecekse eğer, başkaldırır tanımaz hiç kimseyi.. Cehenneme bilet keser durmadan..

Ve Cehennemin nefsin istekleriyle kuşatılması sırrı tecelli eder..

“Fela tezekku enfusekum!”

“Neden şunu böyle yaptın, ya da yapmadın?” deyin birisine mesela..

“Evet ama..” diyecektir “şöyle olmuştu da, ya da şöyle olsun diye..”

işte bu “ama..” dan sonrası nefsi aklamaktır!

Bu aynı zamanda tevbe yollarını da kapamaktır... Suçunu idrak etsin ki tevbeye yol bulsun..

Şöyle demeli kişi:

“Ah bu zalim nefsin elinden!

Allah beni islah etsin”

Bize düşen nefsin tuzağına düşmemek, onu aklamamak, her daim O’nun kapılarında suçunu itiraf edip tevbelerde olmaktır..

Son sözü O En Güzel’in duasıyla deriz:

“Ya Rabbi! Göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha az bir zaman bile bizi nefsimizin eline bırakma!” Amin
 

Monaroza

*** "Şimdi o kimseyi gördün ya, zevkini kendisine ilah edinmiş, Allah'ta bir ilim üzerine onu şaşırtmış, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne de bir perde çekmiştir. Artık onu Allah’tan başka kim yola getirir? Hala düşünmez misiniz?”

 

Geri Ana Sayfa Arkadaşına Gönder

Yukarı