|
HAYATIN EN FARKEDİLEN TARAFI HÜZÜN
Hep birilerine takılıkalıyor bakışlarım. Sonra düşüncelerimde yeniden canlanıyor
gördüklerim uzun bir süre. Durduğu yerde birikiyorlar öylece, dev bir yapı inşa
eder gibi. Kümeleşen yüz hatları, kümeleşen tebessümler, kümeleşen saç
biçimleri... bir oyuna başlamadan önce ‘ebe kim olacak’ sorusunun yanıtını
bulmaya çalışıyorlar. Wandel Philips, ‘ihtilaller yapılmaz, gelirler’ diyor.
Küçücük bir söz, bir davranış ya da... hangisinin yıllar yılı beslenip görünmez
bir güç halini aldığını kim en başından görebilir? Peygamber çiçeklerimi açma
zamanı geldi belki de, mavi mavi. Bu da benim ihtilalim olsun diye. Hayatın
bütün çiçeklerini çağırırım da yanıma, dünyayı donatırız çarşaf gibi.
‘Burada kadınlar çiçekleri çok seviyorlar. Çok seviyorlar onları sulamayı.
Çünkü terkedilmeye çok alışmışlar. Eşleri, çocukları, akrabaları, dostları...
hepsi bir bir çekildiğinde çiçeklerin hiç gitmediğini görüveriyorlar. Onlara
bakıyorlar sürekli. Onlara anlatıyorlar tüm yaşanmışların ardında ellerinde
kalan bir yalnızlığı. Farkediveriyorlar demek; sevgiyle büyütülen çiçeklerin,
sevgiyle büyütülen her şeyden daha vefalı olabildiğini.’
Sokaklarda hep biryerlere yetişmeye çalışan insanlar, üzerlerinde şık elbiseler.
Ben pencereden bakıp renkli kostümlerin dalgalınışını seyrediyorum: Pembe
fırfırlı gömlekler, bol paça pantolonlar, sivri burunlu terlikler, kısa saplı
çantalar... O gömleklerin fırfırında uçmaya çalışan bir kuşu görüyorum. Ulu bir
çam ağacı bulmak için fırfırın ucundan bakınıyor ürkekçe. Bulsa hemen kanatlanıp
kurtulacak pembe fırfırdan. Yuva yapacak kendisine belki. Belki bozacak
sessizliğini.
‘Burada kadınlar giyinmeyi çok seviyorlar. Çok seviyorlar yepyeni
görünmeyi. Kendilerini de yenilediklerini düşünüyorlar her yenisiyle. Eşleri,
çocukları, akrabaları, dostları... hepsi bir bir çekildiğinde elbiselerin de
yalnızlığa çare olmadığını görüveriyorlar. Onları çıkarıp dolaplardan, kaldırım
kenarlarına diziyorlar, satmak için. Farkediveriyorlar demek; yıllarca saklansa
da, bir sürü şeyin bir süre sonra eskidiğini. Burası Moldova...’
Naz FERNİBA |