HAYATA DAİR PEMBE PENCEREDEN...

 

Gün ağarıyor İstanbul’da, martı sesleri çınlatıyor mahalleyi. Bir iki ayak sesi ve bakkalın kepenkleri açılıyor.

 

Gün başlıyor, yeni bir gün yeni umutlarla...

 

Birazdan insanların koşuşturması ile hareketlenecek caddeler, kimi işe yetişmenin telaşı ile kimi okula...

 

İnsanlar günün telaşını yaşayacak birkaç dakika sonra...

 

Yeni umutlarla...

 

Umut etmek, insanı hayata bağlayan yaşama sevincini kamçılayan duygu...

 

Penceremin kenarında günün ilk ışıkları ile birlikte karın sakin yağışını izlerken, farklı duygu yoğunluğu alıp götürüyor beni, taaa IRAK sınırına.

 

Gökyüzüne bakarken içimden şükrediyorum, şu anda tepemizde dolaşan savaş uçakları olmadığı için veya nereden geleceği belirsiz mermi yığını...

 

Bir de Irak’ta düşünüyorum kendimi, kucağımda bir bebek, yanımda annem, babam ve korumak zorunda olduğum sevdiklerim. Bir yandan nereden geleceği belli olmayan bombaya karşı çaresizce savunmam...

 

Güçsüzlüğüm kanatıyor içimi...

 

Irak’ta düşünüyorum kendimi, çocuk halimle arkadaşlarımla birlikte sınıfta ders dinlerken... Ve tepemizde patlayan bomba...

Bir iki cılız çığlık, sonrası ölüm sessizliği...

 

Bir yanda işini yapmaya çalışan muhabirler, diğer yanda kundaktaki bebeğini bırakarak gelen askerler.

 

Bir yanda kucağımda bebek ile koşturan ben, diğer yanda sınıfta çocuk halimle ders dinlerken ölen ben...

 

İnsanın içini acıtıyor düşünceler...

 

Ya yaşamak...

 

Kar hâlâ yağıyor İstanbul’da ve penceremin önünde izliyorum beyaz umutların toplu halde yağışını.

 

İstanbul’da hava soğuk, ya IRAK’ta?

 

Kadıköy meydanı geliyor gözümün önüne, bir yandan insanların “SAVAŞA HAYIR” söylemleri, diğer yandan esnafa ve halka yapılan çirkin saldırılar. Bir yanda “SAVAŞA HAYIR” sloganı atan maskeli yüzlü gençlerin maskesiz gence linç girişimleri ve  kanlar içinde çaresiz, yerde kıvranan genç bir beden. Beynimde canlanıyor bu tablo. Soru işaretleri kemirse de beynimi IRAK’ta havanın sıcak oluşu ürpertiyor içimi...

 

Kar hâlâ yağıyor İstanbul’da ve penceremin önünde izliyorum beyaz umutların toplu halde yağışını.

 

IRAK’taki masum insanlar adına barışı umut ediyorum, “Kadıköy” meydanını gözardı etmeden...

Tuba Zuhal DEMİR

 

Geri Ana Sayfa Arkadaşına Gönder

Yukarı