|
GÖLGELERDEYİM ve GÖLGELERLEYİM
Gölgelerdeyim ihanetimin suçluluğuyla. Gölgelerdeyim merhametimin
mağrurluğuyla... Ve yalnız gölgelerleyim yalnızlığımın sonsuzluğunda...
Kimi büyük, kimi küçük. Kimi efkarından kopkoyu, kimi gelin duvaklarındaki
tüllerden daha ince. Kimi genç, kıpır kıpır, dört dönüyor odanın içinde. Kimi
yılların bilgeliğiyle ağırbaşlı... Bu küçük hayatımda, büyük sandığım sorunları,
hayatın anlamını bulduğum iki satır sözü paylaştık doyasıya harcarken dakikaları
gençliğin umursamazlığıyla.
Kimi zaman üstüme gelirlerdi, karabasan gibi çökerlerdi buhran gecelerde...
Meczup aklım çığlıklarla kaçmaya çabalardı boşu boşuna, bir benden kaçabilirdi
oysa. Ben bir başıma, akılsız, erdemsiz, gölgelerle cenk ederdim odanın
ortasında... Ve yorgun ama gururla, zaferle ayrılan ben olurdum harp
meydanından. Bilirlerdi ölümden korkmazdım ki ben...
Kimi zaman en iyi dostlarımdı onlar benim. Saatlerce dinlerlerdi beni. Hiçbir
şey sormadan, yargılamadan, öğüt vermeden... Dinlerlerdi beni, saatler önemli
değildi ki bizim için. Gençliğin hovardalığındaydık çoğumuz; gençliğin baki,
zamanın sonsuz göründüğü çağlarda. Geri kalanımız ise zaman kavramını çoktan
aşmış...
Gözlerimi kapatıyorum, bir şarkının nakaratı takılıyor;
*Kimi zaman bir çocuğum, bir müzik kutusu baş ucumda
Ve ayımın gözleri saydam,
Kimi zaman gardayım, yanımda bavulum
Yılgın ve ihtiyar
Ne zaman bir dosta gitsem evde yoklar...
Bu akşam konuşmuyor gölgeler, meraklı gözlerle monitörde doğan her yeni harfi
dikkatle izliyorlar. Bilirlerdi benim deli olduğumu ama bunları anlatmak...
Başka birinin karakterine bürünmek, komik... ama ben komik bir kızım işte...
Kendin olabilmek, acı... ama ben acıların hayatın bir parçası olduğunun
farkındayım işte...
Gölgelerdeyim ihanetimin suçluluğuyla. Gölgelerdeyim merhametimin
mağrurluğuyla... Ve yalnız gölgelerleyim yalnızlığımın sonsuzluğunda...
*Kumdan kaleler, Denize doğru
Öznur IŞIR |