|
EDİRNE‘DE BİR GÜN
Edirne’de bir akşam yürüyorum sahilde. Hava sakin, kadınımı barındıran deniz
biraz hırçın üstüme çekiyor dalgaları ve ben onun güzelliğine bakmaktan başka
bir şey yapamıyorum. Gökyüzünün maviliği denizin maviliği karşımda kadınımı
almasaydı ben de aşık olurdum bu güzelliğe.
Kızıl güneşin altında beklerken yarım kalmış içeceğimden yudumluyorum. Bir de
kaybolmuşluğu ve yalnızlığımı yudumluyorum kimsesizliğe ortalığa inat. Hava
sevdiğim kız gibi iklimini değiştiriyor yavaş yavaş sertleşiyor. Bu sahilde daha
fazla istenmediğimi anlıyorum ve kalkıyorum kordondan. Akşam bitmek üzere hayat
devam ediyor ne gariptir ki bu yalnız sokaklarda hayat benim için çekilmez
oluyor.
Ayaklarım ağlarcasına yol alıyor soğuk ve karlı kaldırımlarda, ulaşamadan
sevdiğime, çözüldü dizlerimin bağı sanki barikatlar örüldü. Bu sevda şarapla
değil kendi sevgimizle yıllanmalıydı. Ben yılmadan direniyorum sen de diren
Edirne gülü.
Gün olur bağıra çağıra ulaşırım sana yeni evlenmiş damat sevincinde. Gecenin
karanlığında değil güneşin yeni doğmuş Edirne sabahında öpmek isterim seni.
İkimiz ayrı insanları sayıldık insanların bendinde oysa bilmezler mi ki biz
birbirimiz için dünyaya geldik. Ben yaşama sevincimi ve hala yaşadığımı senin
aşkınla gördüm. Edirne’de sana dokunmak yağmuru görüp senin sevinç
gözyaşlarınla ıslanmak, olmadı sevdiğim. Sana ve bana bu yapılmamalıydı, iki
damla gözyaşı kalmamalıydı benden sana.
Günün son saatlerinde kurşunî bulutlar bu kentin üstünü kapladı. Tıpkı senin
aşkın benim bütün ruhumu kapladığı gibi. İnsanların yürekleri gökyüzüne açılan
kocaman bir pencere olduğu halde senin yüreğin neden bu kadar dar ve sığ. Oysa
senin yüreğinde bir parça yer bulmalıydım ben. Deniz dalgalara direnirken sen
ufak bir baskıya baş gösteremedin.
Denizler kabarıyor mevsim kışa dönerken bu şehirde ben bu sevdayı yaz kış bir
ömür boyu yaşadım. Dalga dalga ezan sesleri yükselirken Selimiye’den iki damla
gözyaşı boğuyor ruhumu görünce yüreğimde hissedince senin benden uzak olduğunu.
Bu sevda öyle bir sevda ki dayanmaz kör pencere demir kapı bütün barikatları
aşar gider. Ne dört duvar arasında ne de Edirne’nin sokaklarına sığar. Bu sevda
umut içinde kanat çırpar gelecek aydınlık maviliklere.
Özcan LİMAN |