GÜZEL ANNEM BENİ AFFET

 

Sonsuz hayat ve sürur kaynağım ANNEME

Biricik annem. Şuan seni nasıl özledim bir bilsen, inan çöllerde suya hasret gibi sana susuyorum. Yüreğimin ta derinliklerinden bir kıvılcım her an seni bana hatırlatıyor. Bir melek gibi rüyama girip, her gece alnımdan öpüyorsun. İlham perisi gibi hayallerime girip şiirler yazdırıyorsun bana.

Buralarda su içinde, susuzluktan ölüyorum. Sensizlik zindan bana anne. Yalnızlığım bile terketti beni anne! Onlarca insan içinde sensizliğin çemberinde, ızdırabın binbir işkencelerinin acı suyunu yudumluyorum. Her dakikam yılları yaşıyor, her anım bitmez tükenmez sensizliklerle kıvranıyor. Her akşam seni görebilmek için, yatağıma erkenden girdiğim zaman, döşeğim akrep, yorganım yılan, sokuyorlar beni geceler boyunca anne!

Sıcak nefesine, gül yüzüne, dahası bütün sitemlerine hasretim. Seni sensizlikte aradım, fakat bulamadım anne.

Dün gece rüyamda gördüm seni, gülümsüyordun, sanki bana birşeyler söylemek ister gibiydin. Saçlarımı okşadın. Doyasıya yaslandım göğsüne. Öyle sıcaktın ki, yüreğimde biriken bütün günahları eritip, bir sel gibi akıttın. Sanki yeniden doğmuştum. Herşey bambaşka görünüyordu o an, fakat uzun sürmedi...

Her gün ayrı hüzünlerin başlangıcı ve her gecem seninle bir başka buluşmanın sevinci beni buralarda oyalayıp duruyor. Bazen ansızın, habersizce bir köşeden beni izlediğini sanıyorum. O anı, o zamanı öyle uzatmak istiyorum ki, hiç bitmesin, bir okyanus derinliği, bir uzay boşluğu, hatta yalnızlığımın dipsiz kuyuları kadar büyük olsun.

Konuşabilmek, eteklerine sarılıp “beni affet anne” demek için kaç defa rüyalarımda sana uzandıysam, hep beni buruk bir tebessümle bırakıp gidiyorsun. Bu ayrılığın sebebi ben değilim anne.

Geceler boyu düşünüyorum; o eski günlerimizdeki neşeli sohbetlerimizi; hani sana kırdan topladığım gelincikleri verince beni alnımdan öpüp, bağrına bastığını ve bana “aferim yavrum” dediğini.

Anne ben sana çiçekler vermek isterdim. Fakat beni affet anne, gelemem. Ben buralarda ne kadar sensizliğin acısıyla kıvransam da, gelemem. Oralar, bir sevdanın bittiği, bir dünyanın yıkıldığı harabeden başka bir şey değil benim için. Fakat o harabenin içinde tek sen varsın, tertemiz bir gül gibi duruyorsun...

Senden ayrılışımın on ikinci senesinde ilk defa sana yazmak için elime kaelm alıyorum. Aslında bu garip memlekette kimseden habersiz yaşamayı ve öldükten sonra da bilinmemeyi isterdim. Lakin sana olan sevgim, bunu bana yaptırmadı. Biliyorum, beni hala seviyor, özlüyor, yolumu bekliyorsun. Anne yüreği yumuşak olur, gelirsem affedersin, fakat o yerler beni çoktan unuttu bile. Yanlış anlaşılan bir sevdadan kalma haksızlık kırıntıları tekrar karşıma çıkarsa, hayat bana zindan olur. Yaşamanın, hayatın bir anlamı kalmaz.

O gitti, her şeyi götürdü, bitirdi. Fakat seni ve beni asla bitiremez anne. Sen benim tek hasretim, tek sevdiğimsin. Meğer dünyada anadan sevgili yar yokmuş.

Güzel annem beni affet...

Sevdayı bilmeyen kalpler utansın. Kalpsizler de...

Fatih BATUR

 

Geri Ana Sayfa Arkadaşına Gönder

Yukarı