|
ZAMAN YOK...
Biliyorum kızgınsın.
Kırgınsın. Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda. Hani biraz tutmayıp
bıraksan kendini hepsini vuracaksın. Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru
kelimeleri arıyorsun halâ.... Yok, boşuna arama... Sevginin arkasında bıraktığın
her hece kaybolmuş sayılır... Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz , karanlık
, dipsiz... Bırak orada kalsınlar.
Onlar çirkin. Dokunsan; elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar. Benim de...
Yüzünden, gözlerinden,
dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir melodiyi ıslığa dökme çabandan
anlıyorum işte; kızgınsın... Senin olmayanları bırak, kendi kelimelerinle
ulaş... Haydi söyle! Bağır, çağır, haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne
olur... Gözlerini kaçırma Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle. Affedeceksen
şimdi affet. Zaman yok!
Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman... Zaman yetmezmiş
gibi, bir de araya mesafeler koyman... Yollar, duraklar doğru değil bilesin...
Boşuna bu kaçısın... Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Doğru
değil parçalaman. Kabul et bunu. İçin böyle istemiyor, fark et, anla...
Dokunacaksan şimdi dokun. Zaman yok!
Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin, ıslak çimenler arasından boy atmasını...
Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin, küçük
sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını... Ben de... Evet, ben de
önce şiirler söyleyebilirim. Doğru kelimelerin peşinde, ben de küçük adımlarla
dolaşabilirim, ben de... Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde, ilk serin
geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için.... Ben de
yüreğimi nadasa bırakıp bir süre, bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim
hayatın, ben de...
Ama bunu yapmıyorum. Yaşam, bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam.
Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum... Hadi sen de yap bunu. Seveceksen şimdi sev.
Zaman yok!
Su & Başak....
İbrahim GÖNÜLTAŞ'tan |