|
BİRTANEM'E
Gel
otur yanıma BİRTANEM. Konuşalım seninle... Ellerin ne kadar da sıcak ve küçücük.
İnsan yüreğinin atışları var nabzında. Kalbinin sesini duyuyor kulaklarım. Anlat
nasıl koydun yüreğine o kuşu? O kuş ki kanatlarını çırpıp gönlünce uçamadığı
halde bile, hayatından nasıl da memnun o küçücük yerde? Gerçek mi bu? Yoksa?
esaretin tanımı mı değişti? Anlat bana... Anlat, yemyeşil bir çayırın ortasından
akan tertemiz bir dere misali sesin gelsin kulaklarıma. Minik taşların üzerinden
süzül, kenardaki gelincikten minnacık öpüşler alarak devam et yoluna.
Anlat! Anlat ki, sen konuştukça sesin; can versin damarlarıma. Sakın susma
birtanem. Anlat ki gülünce gamzelerini sunan dudaklarını bir güzel öpeyim... Sen
konuşursan bil ki ben dinleyeceğim. Mevsimlerin değiştiğini haber verecek
gözlerin. Giyineceğim. Sımsıkı saracağım seni kollarımla,
bırakmayacağım... Gök kuşaklarına saklayacağım seni kararsa da gökyüzü.
Bulutlar üst üste yığıldığında süpüreceğim semaları.Yağmurlarda çadırın olacağım
sımsıcak, üşümeyeceksin. Sen konuşursan bil ki ben anlayacağım. Bastıran koyu
karanlıklarda minicik elini sımsıkı tutacağım kaybolmayacaksın. Nerede durduğunu
sesinden anlayacağım yitip gitmeyeceğiz .. Sen konuşursan bil ki ben susacağım.
Sen konuşursan bil ki ben kaydedeceğim. Dostlarımız demli çayımıza gelecek. Gel
otur yanıma birtanem. Yüreğini yüreğimin yanına koy. Ve dinle. Dinle ki susmam
gerekmesin hiç. Anlatmayı sürdürdüğüm sürece güvendesin Anlatmayı sürdürdüğüm
sürece seninleyim. Anlatmayı sürdürdüğüm sürece benimsin. Anlatmayı
sürdürdüğüm sürece biz herkes değiliz. Anlatmayı sürdürdüğüm sürece tutunacağız
birbirimize. Anlatmayı sürdürdüğüm sürece sevdalım değil, kara sevdalımsın.
Anlatmayı sürdürdüğüm sürece duyacaksın dinleyeceksin, anlayacaksın, bileceksin.
Hala yanında olduğumu anlattığım sürece yolumuz hep açık kalacak elele yürümek
için. Dinle birtanem. Sen gözlerimin içine bakıp da gözbebeğime gülümsemeni ilk
tattığımda ben, bir kadın ve bir erkek olarak çıkılan yolculuklardan birinin
daha başladığını anlamıştım. Bu öyle bir yolculuktu ki... Hani kavşaklardan
birinde karşılaşır da iki kişi, ulu çınarlarının gölgesinde bağdaş kurmuş şirin
bir köy kahvesinin tahta masalarından birinde soluklanır ve demli çaylarını
içerken laflar ve sonra yollarına devam ederler... ııh o türden değil. Sen
kendini öyle ifade edersin ya, bir şey isteyip istemediğini ıııh veya hııı hııı
şeklinde söylersin de ancak vurgunun nereye gittiğine dikkat edersen anlaşılır
ne demek istediğin.... Bu öyle bir yolculuktu ki... Aynı gökte tek uçağın içinde
bir yolculuk. Birlikte ve sonsuzluğa bir yolculuk. Bu yolculuğa başladığımızı
anlamıştım birtanem. Ben anlamıştım ya sen! Aynı hedefe tek uçuş kamıkaze. Var
mısın onu söyle? Aynı hedefe tek uçuş paraşütsüz. Ne dersin? Gel otur yanıma
bitanem. Gözbebeğinde gözlerinin, ben oturuyorsam; benim gözbebeklerimde de sen
varsın. Sakın susma.. Eğer susacaksan, şimdi sus ya da sonsuza kadar konuş
benimle. Çıkılacak yolda rehberliğine ihtiyacım var. Şimdi konuşuyorsam eğer,
bil ki hiç susmayacağım. Çıktığımız yolda rehberliğime ihtiyacın olacak. Tut
ellerimi bitanem! Vira bismillah!.. Yolumuz uzun. Seni besteledim seni
söylüyorum!.. Gönül gözünle beni dinle!.. Ve anlat birtanem!. Anlat!
Ayşenur ÖZKAN |