|
LOTO MİLYONERİ
Zoltan Kramer, kesinlikle bir milyoner gibi görünmüyor ve duyumsamıyordu. Dün
akşam aldığı yünlü takımı kaşındırmaya başlamıştı. Metal bastonuna dayandı ve
sabırla polis otosunun gelmesini beklemeye başladı.
Biraz sonra bir görevli gelip onu “Yaşlı Yahudiler Evi”nin kapısından aldı.
“Bay Karamer, ben Çavuş Warren McEnroe” diye kendini tanıttı. “Sizi Trenton’daki
ikramiye alma törenine götürmeye geldim.”
Toplama Kampı’ndan çıkalı 50 yılı geçkin bir zaman olmasına karşın Zoltan hala
polislere ve silahlara güvenemiyordu. Çavuş, Zoltan’ın arabaya binip; arka
koltuğa oturmasına yardım etti. Trenton’a doğru hareket ettiler.
“Siz benim şoförlüğünü yaptığım en büyük ikramiyeyi kazanan üçüncü
kişisiniz”dedi. “Nasıl bir duygu bu?”
“Çeki aldığım zaman sana söylerim”dedi yaşlı adam. “Peki ya çeki almazsam ne
olur?”
Memur inanmaz gözlerle adama baktı. “Kim 27 Milyon doları istemez ki?”
“Loto’yu kazanmak çok güzel, ama bu benim için sanki bir şaka gibi. Tek yaptığım
şanslı numaramı yazmaktı. Bir yetenek ya da özel bir çaba gerektirmeyen bir iş.
Kansere çare bulmadım ki. Sadece şanslıydım. Bak 90 yaşındayım ve çok az vaktim
kaldı. Ev ya da araba almayacağım. Bir ailem de yok. Neye ihtiyacım var?
Yaşadığım yaşlılar evinde beni besliyorlar, ilaçlarımı veriyorlar, çarşaflarımı
değiştiriyorlar, bingo oynayıp, renkli tv izleyebiliyorum. Bugün 27 milyon
dolarım olacak.”
“Toplama kampını anımsıyorum. Topallıyordum, iskelete dönmüştüm. Hiçbir şeyim
yoktu ve yapayalnızdım. Romanya’daki küçücük köyümde, ailemin sürüler gibi
arabalara
doldurularak, fırınlara götürüldüklerini gördüm. Bir polisin, köy meydanında,
gözümün önünde sakat erkek kardeşimi öldürmesine tanık oldum. Bu hızlı ve çok
ucuz bir ölümdü.
Ailem yok olduğunda bir penim yoktu. Bugün 27 milyon dolarım var ama ailemin
yaşamlarını satın alamam, bu çok trajik bir oyun.”
“Ama ben ailemin diğer bireylerinden şanslıydım. Amerika’lılar beni kurtardılar
ve sonunda Amerika’ya geldim. Gece okuluna gittim ve bana yeniden gülmeyi ve
İngilizce’yi öğreten Margaret’le tanıştım. 1950’de onunla evlendim. Hayatımı bir
giysi fabrikasında dikiş dikerek kazandım. 35 yıl boyunca işim o oldu. Ama
1975’te kanserden öldü. Onu çok özlüyorum.”
“Çok üzgünüm”dedi McEnreo, konuyu değiştirerek. “Bir saat içinde 27 milyon
dolarınız olacak. Hala o parayla mutluluk ve heyecan satın alabilirsiniz.”
“En büyük mutluluğu Margaret’te bulmuştum”dedi Kramer. “Heyecanı da sayı oyunu
oynamakta buldum.”
“Ama bu yasal değildi” dedi memur.
“Evet değildi. Saltzman’in şekerci dükkanında oynardık. Ona bozuk paralarımı
verirdim o da bir kağıda sayıları yazardı. İkimiz de polislerin bizi
yakalamamasını umardık. Oysa şimdi Yasal Loto Satıcısı’nın önünde uzun
kuyruklar var ve devlet kendi payını büyük ölçüde bu ileri teknoloji sayesinde
alıyor. İşte hayat bu.”
“Sık sık kazanır mıydınız?”
“Çok sık değil ama kazandığım zaman bunu Margaret’le kutlardık. Trenle şehre
gider orada bir taksiye biner ve bizi güzel bir restorana götürmesini isterdik.
İki biftek ve Margaret için şarap kendim için de bira ısmarlardım. Bir keresinde
ona çiçek de almıştım. Margaret kamelyaları çok severdi.”
“Onu gerçekten çok özlüyorsunuz değil mi?”
“Hem de nasıl?” diye içini çekti Zoltan. “Yaşayamadığım gençliğimi de özlüyorum.
O kazandığım 27 milyon doların her penisini Margaret’le bir tek gün
yaşayabilmek için verebilirim.”
“Ne yapardınız?”
“Önce onu kucaklar, öper ve gülümsemesini izlerdim.Çok sıcak ve güzel bir
gülümsemesi vardır. Sonra onu üzdüğüm ve incittiğim için ondan özür dilerdim ve
sonra aşk yapardık.”
“ 90 yaşında mı?”
“Aşk, genç vücut ve cinsel temastan çok daha fazla bişeydir. Aşk, yüreğin ve
ruhun yaşı hesaba katmadan sürdürdüğü bir olaydır. Sen evli misin?”
McEnroe, Lori ile 18 yıl önce evlendiğini ve 15 yaşında Billy adında bir
oğulları ve 9 yaşında Nancy adında bir kızları olduğunu söyledi.
“Fakat Çavuş, sen hala benim sorumun yanıtını vermedin. Eğer ben o 27 milyonu
almazsam ne yaparlar?”
“Parayı ne yaparlar bilmem ama sanırım büyük bir olasılıkla seni bir akıl
hastanesine kapatırlar. Senin deli olduğunu söylerler. Çünkü 27 milyon doları
reddetmek hiç Amerikanvari bir davranış değil.”
Kramer
gülümsedi “Sanırım haklısın. Ama bak sana ne diyeceğim. Daha sonra o büyük çek
ile benim fotoğraflarımı çekerlerken Lori’yi çağırmanı istiyorum. Ona ve
çocuklarına Zoltan Amca’nın onlara bu gece bir “Zenginlik Gecesi”
yaşatacaklarını söyle. Hepimize biftek ısmarlayacağım. Lori’ye bir bardak şarap,
seninle bana birer buz gibi bira ve çocuklara da kola. Bu benim ikramım olacak.
İnan bana bu gece onu ödeyebilirim.”
Çavuş McEnroe tekrar konuyu değiştirdi.
“Bana şanslı numaranızı söylemediniz.”
Zoltan
bastonunu koltuğa dayadı. Emniyet kemerini açtı, kolunu ceketinden çıkardı ve
gömleğinin kolunu sıyırdı. Kolunu açtı. Kolunda toplama kampında yapılan dövme
vardı. Bu dövme onun kamptaki numarasıydı.
Ve sonra iki adam yol boyunca hiç konuşmadılar...
İnternetten çeviren Doğugül KAN |