|
KAŞIKTAKİ YAĞLARI DÖKMEDEN...
Hayata ve olaylara
hep kendi penceremizden bakıyoruz. Hayatın seri akışına kendimizi öyle
kaptırmışız ki, önümüzde, arkamızda cereyan eden olayların bazen hiç farkına
varmıyoruz.
Çoğumuz için doğrunun adresi tek...
Hayat koşturmacasının peşinde geçen günlerimizi kimimiz sadece para kazanmak,
zengin olmak, çocuklarımıza rahat edecekleri bir gelecek bırakmak için çalışmak
olarak değerlendirirken; kimimiz de nasıl olsa bu dünya boş ve geçici felsefi
düsturunu kendimize rehber edinmeyi tercih edenler grubuna dahil olmuşuz. Oysa
ki hayatın elde edilmemiş ve keşfedilmeyi bekleyen milyarlarca güzelliği
olduğunu, bize düşenin etrafımıza sadece bakmak değil, baktığımızı görmek
düsturuyla hareket etmek gerektiğini pek çoğumuz bilmiyoruz.
Keşfedilmemiş bir mağara vardır insanın içinde. Kimse bilemez nerede olduğunu.
Herkes bir ömür boyu arar da bin ömür de geçse bulamaz. Sonunda böyle bir yer
olmadığına karar verilerek vazgeçilir aramaktan. Oysa bize düşen etrafımıza
biraz daha dikkatli bakmak ve görmek. Elimizdeki kaşıktaki yağları dökmeden
sarayın güzelliklerinin farkına varabilmek. Konumuzla ilgili “Hayatın Gizemi”
başlığında çok güzel bir hikaye var. Bu hafta onu paylaşmak istiyorum sizinle.
Hayatın gizemini ve mutluluğu arayan bir genç vardır. Bu genç hayatın gizemine
ve mutluluğun kaynağına ulaşmak için bilgelerden yardım ister. Ve sonunda
derdine bir kralın derman olabileceğini öğrenerek bilge kralın karşısına çıkar.
"Bana hayatın gizemini ve mutluluğun kaynağını anlatır mısınız?" der. Kral
kendisine daha sonra yardımcı olabileceğini söyler. Şimdi gidip sarayını
dolaşmasını ister. Gence bir kaşık verir. Kaşığın içerisine de iki damla yağ
koyar ve yağı dökmemesini tembihler.
Genç gidip sarayı dolaşır ve kendisine söylenen saatte tekrar kralın karşısına
gelir.
Kral: "Sarayımı iyice dolaştın mı?" der. Genç "evet" der. Peki, der kral; gencin
elindeki kaşığa bakar, yağ dökülmemiştir. Kral: "Sarayımdaki ünlü ipek halıları
gördün mü?" der. Genç "hayır" der.
Peki, bahçemi gezdin mi? Çok güzel çiçekler vardı, bahçıvanım onları uzun
yıllarda yetiştirdi, onları gördün mü diye sorar. Genç "hayır" der. Kral, ya
muhafızları gördün mü? Çok eğitimli ve disiplinli bir ordum var.
Genç, görmedim der.
Kral, tekrar kaşığa yağı damlatır ve "yeniden sarayımı gez" der. Etrafına iyi
bak, demeyi de ihmal etmez. Genç elinde kaşıkla birlikte tekrar sarayı gezmeye
başlar. Sarayın muhteşemliğini görür, şaşkınlıkla tekrar kralın karşısına gelir.
Hayretler içinde krala gördüğü bahçeden, ipek halılardan ve sarayın
muhteşemliğinden söz eder. Bilge Kral, peki kaşıktaki yağa bir bakalım, der.
Gencin elindeki kaşıkta yağ kalmamış, hepsi dökülmüştür. Yağdan eser yoktur.
Bilge Kral gence:
İşte hayatın gizemi ve mutluluğun kaynağı budur, elindeki iki damla yağı
yitirmeden etrafına bakabilmeyi öğrenmektir, der.
Zambak Gazetesi |