|
KİM SUSTURABİLİR BİZİM TÜRKÜMÜZÜ
Kim susturabilir
bizim türkümüzü kim
Biz ki bu hasreti
semahların seyrinden alıp gelmişiz
Biz ki onu sitemkar
anaların kirpiğinden derlemişiz
Süzülsün de acının
derin izler bıraktığı gül yanaklardan
Yere dökülsün
istememişiz
Bizim türkümüzü
rüzgar söyler her gece
Ay vurdukça parıldar
gün doğdukça hız alır
Nevroz ateşleriyle
sağaltarak çırpınan yarasını
Can havliyle kardaş
Kan içinde bir
kartal gibi vadilere saldırır
Türkülere ilişmeyin
Türküler nehirdir
gecenin bağrına akar
Fazla eşelemeyin
kardaş
Taşınca ne siperler
kalır ne dev barikatlar
Deşmeyin diyorum
deşmeyin
Kim susturabilir
bizim türkümüzü kim
Biz ki nice amansız
badirelerde serden geçmişiz
Biz ki ilmikler
boynumuza takılıyken bile türkü söylemişiz
Sonra ırmak
boylarında göğertip körpe otların serinliğinde
Dağlara emanet
etmişiz
Biz ki her yangının
külünden diri canlar yaratmışız
Bizki mazlumların
defterine kanlı resimlerle sıralanmışız
Banaz yaylasından
kerbelaya kar götürsün turnalar
Ölürüz sanma kardaş
Dostun attığı gülden
yaralanmışız
Türküleri dövmeyin
Türküler gökyüzüdür
karanlığa yıldızlar çakar
Üstümüze gelmeyin
kardaş
Namuslu bir
devrimcinin alnında kavga ışıldar
İncitmeyin diyorum
incitmeyin
Kim susturabilir
bizim türkümüzü kim
Bizki karacaoğlanı
aşkla veyseli toprakla yüceltmişiz
Bizki köroğlunun
narasıyla nice beyleri yere çökertmişiz
Yine de masum bir
bebek gibi avuç avuç sevdamızı
Kalanlara vasiyet
etmişiz
Adam dediğin sapına
kadar yiğit olmalı
Ne karıncayı
incitmeli ne ozanları yakmalı
Öyle sansar gibi
punduna getirmek de neymiş
Adam dediğin kardaş
Yüreği varsa eğer
getirip ortaya koymalı
Türküleri yakmayın
Türküler çiçektir en
umutsuz zamanlarda açar
Kavgayı uzatmayın
kardaş
Yüzyıllardır tuz
döke döke çürüdü bu yaralar
Kanatmayın diyorum
kanatmayın |