|
HAYÂL ŞEHİR
Git bu mevsimde,
gurub vakti, Cihangir'den bak!
Bir zaman kendini
karşındaki rü'yâya bırak!
Başkadır çünkü bu
akşam bütün akşamlardan;
Güneşin vehmi
saraylar yaratır camlardan;
O ilâh isteyip
eğlence hayalhânesine,
Çevirir camları
birden peri kâşânesine.
Som ateşten bu
saraylarla bütün karşı yaka
Benzer üç bin sene
evvelki mutantan şarka.
Mestolup içtiği
altın şarabın zevkinden,
Elde bir kırmızı
kâseyle ufuktan çekilen,
Nice yüz bin senedir
şarkın ışık mimârı
Böyle mâmûr eder
ettikçe hayâl Üsküdar'ı.
O ilâhın bütün
ilhâmı fakat ânîdir;
Bu ateşten
yaratılmış yapılar fânîdir;
Kaybolur hepsi de
bir anda kararmakla batı.
Az sürer gerçi fakir
Üsküdar'ın saltanatı;
Esef etmez güneşin
şimdi neler yıktığına;
Serviler şehri dalar
kendi iç aydınlığına,
Ezeli mağfiretin
böyle bir ikliminde
Altının göz boyamaz
kalpı kadar hâlisi de.
Halkının hilkati her
semtini bir cennet eden
Karşı sâhilde
karanlıkta kalan her tepeden,
Gece, bir çok fıkarâ
evlerinin lâmbaları
En sahîh aynadan
aksettiriyor Üsküdar'ı.
|