|
BUĞDAY
Düzüldü uçsuz
bucaksız alay,
Çıngıraklar çalar
kapılarda,
Düzüldü uçsuz
bucaksız alay,
Bak, son hasad
başladı rüzgârda.
Okundan atılmak
üzere yay,
Kuyuların ağzı
genişledi.
Okundan ayrılmak
üzere yay,
Korku tâ kemiğime
işledi.
Savruluyor
gökyüzünde buğday,
Gölgeler uzaklaşıyor
yerde,
Savruluyor
gökyüzünde buğday,
Tanrım! Tanrım! Bir
deva bu derde...
Düzüldü uçsuz
bucaksız alay,
Çıngıraklar çalar
kapılarda.
Düzüldü uçsuz
bucaksız alay,
Bak, son hasad
başladı rüzgârda.
Undan bize de pay,
bize de pay.
Koşun, buğday
dağıtıyor Yusuf.
Undan bize de pay,
bize de pay.
Çökmeden sonu
gelmiyen küsuf.
Eriyecek tencerede
kalay,
Çocuklar
ağlaşmasınlar dağda,
Eriyecek tencerede
kalay,
Yetişmeyecek Ömer
imdada.
Altında aynı eyer
aynı tay
Arayıcısı herkes bir
sesin,
Altında aynı eğer
aynı tay
Seferi aynı köye
herkesin.
Artık kuruldu bu
kervansaray,
Boşuna düşünür
ihtiyarlık.
Artık kuruldu bu
kervansaray,
Şimdi seslerle dolu
mezarlık.
|