|
II.ŞARKI
siyah gözlerine beni
de götür
daha dokunmadan
kurudu irem
çöllere bir türlü
yağamıyorum
yeni bir koşuşun
başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından
geriye kalan
siyah gözlerine beni
de götür
artık bu yerlere
sığamıyorum
pembe uçurtmalar
yollandığından beri
sarardı tiryaki
menekşeleri
sonbaharın tozlu
kafeslerinde
sevgi turnaları
yakalıyorum
turnalar gidiyor;
ben kalıyorum
avareyim, asûdeyim,
yorgunum
bilmiyorum neden
sana vurgunum
erzurum garında
banklar üstünde
uyku tutmuyor
karanlıkları
yitik düşlerimi
kovalıyorum
gölgeler gidiyor;
ben kalıyorum
binbir türlü
kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni
de götür
baharın koynundan
koparıp sana
ipek bir mendile
sardığım yüreğimle
şehzade gülleri
gönderiyorum
umutlar kalıyor; ben
gidiyorum
bütün yelkenlileri,
deniz fenerlerini
kaptanları
sorgulayan
yanından geçen
küheylanların
korku tûfanına
yakalandığı
siyah gözlerine beni
de götür
güneş ülkesinden
gelen yiğitler
benzeri olmayan bir
dünya kursun
cellat, ayrılığın
boynunu vursun
usul usul intizârı
çürüten
bu hercai diken, bu
çılgın arzu
sürüklüyor imkânsız
muştuların
eşiğine gönül
vâdilerini
bir ağaçtan düşen
yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı
kırlangıçları
ya da bu vefâsız
şarkıyı bitir
özgürlüğe giden
tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni
de götür |