|
I.
ŞARKI
seni yaşamadan
ölmeyeceğim
aşka özgü zakkum
bahçelerinde
gene acılarla
kalıyorum ben
deniz ölesiye yakın
ayaklarıma
ey ülkemin pusatsız
kahramanları
erzurum garında,
banklar üstünde
sükût-u hayâle
uğrayan kalbim
geceyi kavrayan
parmaklarımla
bu hasret, bu hicran
zelzelesinden
beni kurtarmaya
gücünüz yetmez
çünkü mutsuzluğun
mekteplerinde
ıstırâp dersleri
alıyorum ben
gittikçe yaklaşan
bir âfet gibi
intihâr yanılgısıyla
yollar beni esârete
çekiyor
şehrâyin şarkıları
söylüyorum içimden
şarkılar ki, hep
aynı nakaratla bitiyor
sen bir garip
delisin
gözleri perdelisin
erzurum garında,
banklar üstünde
susuzluktan ağlayan
bir güvercin
içime vuruyor
kanatlarını
nağmelerin ateşinde
parlayan
kuşlar bölük bölük
hayatıma giriyor
bütün çığlıkları
kuşanmış ölüm
dudaklarında siyanür
oysa bilmiyor ki, bu
yolculuktan
yollar tükense de,
dönmeyeceğim
seni yaşamadan
ölmeyeceğim
o çin hârikası
bakışlarını
o pekin gözlerini
gözlerin ki, gece
donanmasıdır
yoksul ve yabancı
mısralarımın
bedenimde çıban
çıban ağrılar
ben bu ağrılardan
zevk alıyorum
ejder tepesinde
bunalıyorum
bir yanda kum
fırtınası
diğer yanda
esrârengiz
karakalem çalışması
bir deniz
rüzgârla, yağmurla
ve yıldızlarla
başlamak üzere son
âyinimiz
erzurum garında gece
yarısı
bankların üstüne
şimşekler konar
bazen bir yıldırım
gezinir saçlarımda
bazen bir melek
saatler boyu
yakama ölümsüz
çiçekler takar
erzurum garında gece
yarısı
hıçkırıklar boğazıma
tıkanır
nemrut ateşiyle
sabaha kadar
içimde binlerce
ibrahim yanar
koltuğumda efsaneler
kitabı
kafdağından nergis
devşiriyorum
başını dayamış
omuzlarıma
o eski, o yaşlı
zümrüdüanka
ben bir çin sarhoşu
samanyolunda
denizi tartışan
bakışlarını
geçmişime asla
gömmeyeceğim
seni yaşamadan
ölmeyeceğim
perdeler kalkıp da
sabah olunca
aldırma aras’ın öyle
bulanık
öyle mahzun aktığına
palandöken yine
sisli, aldırma
ben hem sise hem
çamura alıştım
senelerdir bu acıyla
buluştum
mutluluk ne zaman
çıksa karşıma
yalnızlık bir
zindan, çöker başıma |