|
GÜL (YİNE HÜZÜN)
bitir bu işkenceyi ,
sende artık bana gül
dokundurma elini
pıhtılaşan kana gül
bahçe boş ;çeşme
kuru ; nerde bostancıbaşı
gelde feryâd ü figân
etme bu hüsrâna gül
yıllarca yatağında
uyudum semenderin
çakallar yuvalandı
bizim olan hana gül
unuttum gökkuşağı
altındaki resmini
nice bühtan ettiler
eski bir sultana gül
kâinat oluk oluk
boşalırken içimden
yağmur damlası bile
olamadım sana gül
uzandığım her hayal
tutuşturdu ömrümü
her yangınla yeni
bir yangın düştü cana gül
ya öldür , yarasalar
okşasın cesedimi
ya da terkedip gitme
beni bu isyâna gül
dinle ki , en
ölümcül şarkımı söylüyorum
darağacı kurdular
döndüğüm her yana gül
nasıl sevişiyorsun
kırkayakla , çıyanla
hani boyun bükmüştün
ebedî fermana gül
meğer bir yanılgının
zinciriymiş umudum
güvenimi yitirdim
şimdi her dermana gül. |