|
BEN BU KADAR ZULME LAYIK MIYIM RÜVEYDA
hangi ressamı vurur
bilmem, endamın
sarar da benliğimi
ben beni tanımam
kaldırımlarda
kafesleri yutan
kafese doğru
alaca bir at koşar
içimde
zamansız, mekansız
nefese doğru
kırmızı bir kurdela
bağlayarak alnına
duydun mu orkideye
dua eden birini
bu ısmarlama yüzler
yok mu Rüveyda
bu yapmacık bebekler
gözyaşı akıtırken
gülenler yok mu
beni kahrediyor
geceler boyu
hangi çağın
gelişidir bilmem, gülüşün
soluk bir dünyanın
mezarlarına
gömerek gurbetimi
kapadı karanlığa
Yesrib, kapılarını
meydan okuyuşun
çağın ordularına
bilmem hangi
mevsimin başlangıcıdır
doruklarından öte
hevese doğru
alaca bir at koşar
içimde
zamansız, mekansız
nefese doğru
yasını tutuyorum
kararttığım düşlerin
yıpranmış divaneler
gibiyim sokaklarda
amansız bir ütopya
üfleyen pencereler
lif lif yoluyor dram
seyyahı bedenimi
önümde, haksızlığın
hesaba çekildiği
hiç kimsenin kimseyi
tanımadığı mahşer
arkamda, kare kare
ömrümü belirleyen
hatırladıkça yanıp
tutuştuğum resimler
söyle, nasıl aşarım
pişmanlık dağlarını
yeniden bir Nil olup
taşar mıyım çölllere
kim giydirir başıma
tacını nihayetin
kim takar bileğime
hürriyet künyesini
karada balık gibi
nasıl yaşarım, söyle
Rüveyda, seziyorum;
tahammülün kalmadı
ama dur, boşaltayım
bütün çığlıklarımı
asırlardır köhne
barınaklarda
küflenen, çürüyen
çığlıklarımı
at vuruldu içim
paramparça Rüveyda
gölgelerin ardına
sakladım kusurumu
sen orada kayıtsızca
gülümsüyor gibisin
ben burda damla
damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetmem
kimseye gururumu
istenmediğim yeri
sessizce terk ederim
hatıra kalsın diye
bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş
gibi boyun büker, giderim |