|
VİSAL
Beni zaman kuşatmış,
mekân kelepçelemiş;
Ne sanattır ki, her
şey, her şeyi peçelemiş...
Perde perde verâar,
ışık başka, nur başka;
Bir ânlık visal
başka, kesiksiz huzur başka.
Renk, koku, ses ve
şekil, ötelerden haberci;
Hayat mı bu
sürdüğün, kabuğundan, ezberci?
Yoksa göz, görüyorum
sanmanın öksesi mi?
Fezada dipsiz sükût,
duyulmazın sesi mi?
Rabbim, Rabbim, Yüce
Rab, âlemlerin Rabbi, sen!
Sana yönelsin diye
icad eden kalbi, sen!
Senden uzaklık ateş,
sana yakınlık ateş!
Azap var mı âlemde
fikir çilesine eş?
Yaşamak zor, ölmek
zor, erişmekse zor mu zor?
Çilesiz suratlara
tüküresim geliyor!
Evet, ben, bir
kapalı hududu aşıyorum;
Ölen ölüyor, bense
ölümü yaşıyorum!
Sonsuzu nasıl
bulsun, pösteki sayan deli?
Kendini kaybetmek
mi, visalin son bedeli?
Mahrem çizgilerine
baktıkça örtünen sır;
Belki de benliğinden
kaçabilene hazır.
Hâtıra küpü, devril,
sen de ey hayal, gömül!
Sonu gelmez visalin
gayrından vazgeç, gönül!
O visal, can
sendeyken canını etmek feda;
Elveda toprak,
güneş, anne ve yâr elveda!
1982
|