|
TABUT
Tahtadan yapılmış
bir uzun kutu;
Baş tarafı geniş,
ayak ucu dar.
Çakanlar bilir ki,
bu boş tabutu,
Yarın kendileri
dolduracaklar.
Her yandan küçülen
bir oda gibi,
Duvarlar yanaşmış,
tavan alçalmış.
Sanki bir taş bebek
kutuda gibi,
Hayalim, içinde
uzanmış kalmış.
Cılız vücuduma tam
görünse de,
İçim, bu dar yere
sığılmaz diyor.
Geride kalanlar hep
dövünse de,
İnsan birer birer
yine giriyor.
Ölenler yeniden
doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu,
bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime
gidecek,
Çakılır çakılmaz
üstüne kapak?
1930
|