|
ÖLÜNÜN ODASI
Bir oda, yerde bir
mum, perdeler indirilmiş;
Yerde çıplak bir
gömlek, korkusundan dirilmiş.
Sütbeyaz duvarlarda,
çivilerin gölgesi;
Artık ne bir
çıtırtı, ne de bir ayak sesi...
Yatıyor yatağında,
dimdik, upuzun, ölü;
Üstü, boynuna kadar
bir çarsafla örtülü.
Bezin üstünde, ayak
parmaklarının izi;
Mum alevinden sarı,
baygın ve donuk benzi.
Son nefesle göğsü
boş, eli uzanmış yana;
Gözleri renkli bir
cam, mıhlı ahşap tavana.
Sarkık dudaklarının
ucunda bir çizgi var;
Küçük bir çizgi,
küçük, titreyen bir ân kadar.
Sarkık dudaklarında
asılı titrek bir ân;
Belli ki, birdenbire
gitmiş çırpınamadan.
Bu benim kendi ölüm,
bu benim kendi ölüm;
Bana geldiği zaman,
böyle gelecek ölüm…
1925
|