|
KALDIRIMLAR I
Sokaktayım, kimsesiz
bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama
bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa
saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen
bir hayâl görüyorum.
Kara gökler kül
rengi bulutlarla kapanık.
Evlerin bacasını
kolluyor yıldırımlar.
İn-cin uykuda,
yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de
serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla
bir korku birikiyor,
Sanıyorum, her sokak
başını kesmiş devler,
Üstüme camlarını, hep
simsiyah, dikiyor.
Gözüne mil çekilmiş
bir âmâ gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş
insanların annesi,
Kaldırımlar, içimde
yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur
ses kesilince sesi,
Kaldırımlar, içimde
kıvrılan bir insandır.
Bana düşmez can
vermek, yumuşak bir kucakta.
Ben bu kaldırımların
emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın,
bu karanlık sokakta,
Bu karanlık sokakta
bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol
gitsin, ben gideyim, yol gitsin,
İki yanımdan aksın,
bir sel gibi fenerler...
Tak, tak, ayak sesimi
aç köpekler işitsin.
Yolumun zafer tâkı,
gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim,
ne sabah görüneyim!
Gündüzler size
kalsın, verin karanlıkları.
Islak bir yorgan
gibi, sımsıkı bürüneyim.
Örtün, üstüme örtün,
serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem,
taşlara boydan boya,
Alsa buz gibi taşlar
alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar
esrarlı bir uykuya.
Ölse kaldırımların
kara sevdalı eşi.
1927
|