|
HAK ERLERİ
Gölgesine pervaneler
koşar kudsîlerin,
Sîneleri güneşin tâç
tabakasına denk..
İnim inim ve
güvercin kalbi gibi ürkek,
Cennetler kadar
şirin sonsuzluk kadar derin;
Gölgesine pervaneler
koşar kudsîlerin.
Bir ayna gibi
parıldayan çehrelerinde,
Öteden esip gelen
nûr hüzmeleri çağlar.
Bin râyihayla eser
iklimlerinde rüzgâr;
Sonsuz sükûna erer
insan çevrelerinde..
Bir ayna gibi
parıldayan çehrelerinde.
Hayat üfler geçerler
geçtikleri her yere,
Avuçları içinde
toprak altın kesilir..
Ve şeker-şerbet olur
dudaklarında zehir.
Bir bir kapıları
aralanmış sînelere,
Hayat üfler geçerler
geçtikleri her yere.
Sözleri Sonsuz'un
çerağları gibi pâr pâr,
Ufuklarında bulut,
bulutlar da yüklüdür..
Sînelerinde mağma,
mağmalar köpüklüdür,
Söyler, söz
cevherinden çeşmeler akıtırlar,
Sözleri Sonsuz’un
çerağları gibi pâr pâr.
Büyülü soluklarından
gebe kalan zaman,
Bir kutlu doğum
sancısıyla hep kıvrım kıvrım..
Ve anladık; bu
milletin, bu, benim baharım!
Işığını, rengini
öbür âlemden alan..
O büyülü soluklarla
gebe kalan zaman. |