|
GENÇ ADAM
Genç adam! Düşün bir
yığın dertdi ki asırlık..
Sarmış cemiyeti
onulmaz pek çok hastalık.
Milletin heryanı
ayrı bir illetle ma’lûl;
Beyinler sarsık,
kalbler baygın, devâsı meçhûl..
Meydanlar inliyor;
gâyesiz kalabalıklar..
Ve insanlar tıpkı
“akvaryumdaki balıklar:”
Şaşkınlıkla gidip
kâh sağa tos, kâh sola tos..
Böyle bir topluluk
içinde idrâka paydos!
Bunca fezâyîle
cemiyet yaşar mı? Heyhât!
Göz görmez, kulak
sağır, “kapkaranlık hissiyât..”
Şehirler çirkef
oldu, sokaklar zift kanalı;
Gençler serâzât,
herşey hürriyet payandalı...
Hayâ yırtılıp
gitmiş, iffet ayak altında,
Yalan som altın,
aldatma sultanlık tahtında...
Kurt gövdenin içinde
yapraklar bir bir solmuş,
Millî ruh derbeder
ve millet dâğidâr olmuş...
Genç adam; bu
bâdirenin bahâdırı sensin!
Yıllardır,
hayâllerde, düşlerde beklenensin...
Doğrul! Kendine gel!
Bak tan yeri ağarıyor
Ve ışıklar karanlık
ordusunu boğuyor.
Hiç durma koş
tulumban elinde dört bir yana!
Göğüsle alevleri bu
bir vazife sana!
Yırtılsın bütün
zulmetler, belli olsun akyol...
Gel, İslâm emânetin
dönmez da’vâcısı ol!
Sensin asırlardan
beri beklenen kahraman,
Gel ki, artık
dizlerimizde kalmadı derman..! |