|
DA’VÂ ADAMI
Kıvrım kıvrım Hakk’a
uzanan ışıktan yolda,
Benlik adına
herşeyini aşan kahraman...
Hilkata âid sırların
anahtarı onda,
Büklüm büklüm bir
yumak onun elinde zaman.
Durmuş göğe giden
yolda rampalar kuruyor,
Ermiş Hızır’la bir
sırlı halvete önceden..
Gelip geçenlere
şafak mesajı sunuyor,
Bağrında tek ışığın
çakmadığı geceden...
Elinde meş’ale,
saçıyor nûr üstüne nûr,
Kandiller sıra sıra
geçtiği her bucakta;
Atlas iklîminde her
dem üfül üfül huzûr,
Tütüyor anber kokusu
tüten her ocakta.
Ve yeşeriyor
uğradığı yerler ardından,
Nârâ atıyor ovalar,
vâdîler, yamaçlar...
Rüzgâr bahar
kokusuyla esiyor her yandan,
Artık dirilip
doğruluyor otlar, ağaçlar.
Sonsuz’la içiçe onun
düşünce dünyâsı,
Dilinde bir yanık
türkü, gönlünde heyecân;
Gözlerinde rengârenk
âhiret haritası,
Benliğinde nokta
nokta ötelere imân... |