|
OLMAZ YA... TABİİ... BİRİ İNSAN, BİRİ HAYVAN!
'Hiç bilenle bilmeyen bir olurmu? ' (Zümer,
9)
Olmaz ya... Tabii...
Biri insan, biri hayvan!
Öyleyse "cehâlet" denilen
yüz karasından
Kurtulmaya azmetmeli
baştan başa millet.
Kafi mi değil, yoksa
bu son ders-i felâket?
Son ders-i felâket
neye mâl oldu? Düşünsen:
Beynin eriyip yaş
gibi damlardı gözünden!
'Son-ders-i felâket'
ne demektir? Şu demektir:
Gelmezse eğer
kendine millet, gidecektir!
Zirâ, yeni bir
sadmeye artık dayanılmaz;
Zirâ, bu sefer uyku
ölümdür: Uyanılmaz!
Coşkun, koca bir sel
gibi, dâim beşeriyyet,
Müstakbele koşmakta
verip seyrine şiddet.
Dağlar, uçurumlar,
ona yol vermemek ister...
Lakin o, ne yüksek,
ne de alçak demez örter!
Akvâm o büyük nehre katılmış birer ırmak...
Elbet katılır...
Hangisi ister geri kalmak?
Bizler ki bu müthiş,
bu muazzam cereyanla
Uğraşmaktayız...
Bak, ne kadar çılgınız anla!
Uğraş bakalım, yoksa
işin, hey gidi şaşkın!
Kurşun gibi
sür'atli, denizler gibi taşkın
Bir çağlayanın
menba-i dehhâşına doğru
Tırmanmaya benzer,
yüzerek, başka değil bu!
Ey katre-i
âvâre, bu cûşun, bu hurûşun
Âhengine uymazsan,
emin ol, boğulursun!
Yıllarca, asırlarca
süren uykudan artık,
Silkin de
muhitindeki zulmetleri yak, yık!
Bir baksana: Gökler
uyanık, yer uyanıktır;
Dünyâ uyanıkken
uyumak maskaralıktır!
Eyvâh! Bu zilletlere
sensin yine illet...
Ey derd-i cehâlet,
sana düşmekte bu millet,
Bir hâle getirdin
ki, ne din kaldı, ne nâmûs!
Ey sîne-i İslâm'a
çöken kapkara kâbûs,
Ey hasm-i hakîkî,
seni öldürmeli evvel:
Sensin bize
düşmanları üstün çıkartan el!
Ey millet uyan!
Cehline kurban gidiyorsun!
İslam'ı da "batsın!" diye
tutmuş yediyorsun!
Allah'tan utan! Bâri
bırak dîni elinden...
Gir leş gibi
topraklara kendin, gireceksen!
Lâkin, ne demek
bizleri Allah ile iskât?
Allah'tan utanmak da
olur, ilim ile... Heyhât!
18 Cemaziyelevvel 1331 - 11 Nisan 1329 (1913) |