|
OĞLUMA
Biliyorsun ki,
oğlum, ortada ne sen varsın,
Ne seni yeryüzüne
getirecek bir anne:
Bir gün cihana
gelmen mukadderse, anlarsın,
Bu gelişten gözümü,
gönlümü yıldıran ne?
Her gün saban
başında topladığın kederler
Seni yorgun çıkarır
sabahın altısına
Çalışkan ellerine
bakanlar kirli derler,
Leke derler alnında
güneş karaltısına.
İnce belin bükülmez
zamanın dizlerinde,
Öpülen eteklere
ayağını silersin.
Yoksulluğun yüzerek
sonsuz denizlerinde
Gördüğün her kıtaya
açıktan diş bilersin.
Ayağında çarıklar
dökülür parça parça,
Göz yaşların çürütür
gömleğinin kolunu.
Bir lokmanın ardında
dolaşır haftalarca,
Sürgün gibi gezersin
kendi Anadolu'nu!
Fazilet arkadaşın,
hakikat yoldaşınla
Seyredersin yabancı
bir ufkun baharını,
Bulutları delsen de
yükselen dik başınla
Sonunda mal edersin
bir dişiye varını.
Akşamları bir camın
önünde seni değil,
Elindeki çıkını
gözetleyen karındır.
Hakkın önünde eğil,
zulmün önünde eğil!
Taçlar bile cihanda
eğilen başlarındır...
Derdim,
omuzlarına yük olmasın bu varlık,
Derdim,
oğlum ne haktan, ne kuldan bir şey umsun.
Nasip olmaz kimseye
bu kadar bahtiyarlık
Ki sen benim
doğmamış, doğmayacak oğlumsun! |