|
HAMD U SENA
Ne var ki mevcûd ise
âlemde, güzel, doğru, iyi;
Arayan fikri, bulan
râhu, seven sevgiliyi
Bize bahşetmiş olan
Hazret-i Rahmân'a şükür.
O büyük Rabb'e
şükürler ki, ayak bastığımız
Yeri halketti
barınsın diyerek varlığımız;
Ve yer üstünde
hayâlin cereyânınca uzun,
O büyük Rab ki,
ışıklar yakıyor göklerde,
Lûtfunun feyzini,
görsün diye insan yerde;
En büyük nîmete
hamd, en küçük ihsâna şükür.
O büyük Rab ki,
ufuklar boyu nîmetlerini,
Hüsn ü an, reng ü
füsun, aşk ü cünûn mahşerini
Gayrı kâfi görerek
sevdiği biz kullarına
Şimdiden vâdediyor
başka bir âlem yarına;
Mâ-i Tesnîm'e şükür,
Ravza-i Rıdvân'a şükür.
O ki, sedâsına
yandıkça bütün mahlûkat,
Arş-ı Alâ'da Ezel
kasrına çıkmış yedi kat,
Geriyor hüsn-i
ilâhîsine atlas perde...
En güzel vuslatı
tattırmak için mahşerde
Bize, gündüz gece,
zehrettiği hicrâna şükür.
|