|
SAVAŞ RİSALESİ - 2
" 1400'üncü
yıla armağan"
Ben sıcak savaşlara
girmedim daha
Kılıçların çeliğine
Su katmadı
gözyaşlarım
Ama
Savaş için geldim
Bu bilinçle bilendim
Bildim bileli
kendimi
Hep düşlerimde
yaşadım Bedir'i
Kardeşin biri bir
safta
Öbür safta diğeri
bir yanda
Baba
Oğul
bir yanda.
Ve toprak gibi güçlü
bir ana
Yedi erkek doğuran
Yedisini birlikte
Bedr'e yollayan
Ey Afra kadın
Kalacak adın
Bu dünyada
Kadınlar er kişiler
doğurdukça
Mutlaka bir sınav olacaktı
Çünkü sünnetullahtı
Uhud'da savaş vardı
Bu savaş bir
imtihandı
Gerçi her savaş bir
imtihandı
Tüm yaşam bir
imtihandı
Tüm yaşam bir
imtihandı
Ama
Uhud
İmtihan içinde bir
imtihandı.
O demişti: Savunmak
da
Savaşlardan
Bir savaştır.
Savaşçılar demişti :
Bu gün o gündür
Düşmanı cepheden
vurmak
Nasipse eğer
Cennet kapılarına
varmak
Kevserle kanmak
İsteriz.
O dedi : Mubarek
olsun savaşınız
Sabrederseniz eğer
Sizindir zafer
Savaşçılar
uçmağa(cennete) varmış gibi
Şehitlik umuduyla
sarhoş gibi.
Muaz dedi: Eyvahlar
olsun siz ne yaptınız ?
Hudayr dedi: Onun
reyine karşı reyde mi bulundunuz?
Savaşçıların içinde
bir tel titremişti
Başlarını önlerine
eğdiler
Onun kapısına
döndüler
O zırhını kuşanmıştı
Hikmetlerden bir
hikmet daha
Noktalanmıştı.
Öyleyse ey ümmet
Ey kurtulmuş millet
Kutlu olsun şuranız
Kutlu olsun
savaşınız.
--- Feda olsun sana
Anam, Babam
At ya Sa'd!
Ey ok atan
Ey hayata coşkunluk
katan
Kutlu olsun savaşın
Konuşan Oydu
--- Bu kılıcın
hakkını kim verir
--- Nedir o kılıcın
hakkı Ya Rasulallah ?
--- Düşmanın yüzünde
parçalanmaktır
--- Öyleyse o iş
bana haktır
dedi savaşçı.
Kılıcı eline aldı
Koltukları kabardı
Ve yürüdü meydana
Salına salına.
--- Bu yürüyüşü
sevmez Allah
dedi Rasulullah
Ama bu hal müstesna
O gün içinceye dek
şehitlik şerbetini
Savaşçı
Döne döne
Savaştı.
Müşriklerin
çarpılmış suratları
Altlarında talihsiz
atları
Çarparak çeliğin
ışıklı yalımına
Paralandılar
Parçalandılar.
Uhud'dan
Koşup gelen
Birkaç müslüman:
Eyvahlar olsun,
eyvahlar olsun
Yeryüzü efendisini
kaybetti
eyvahlar olsun!
Sümeyra kadın ekmek
yapıyordu
Elleri sakindi
Gözleri dalıp
gidiyordu
Sanki maverayı
seyrediyordu
İçinde bir mahşer
kaynıyordu
Yüreğinde Uhud
dalgalanıyordu.
Apansız sıçradı
Çocukların göz nuru
gençlerin yürek aydınlığı
İhtiyarların dilde
duası gönülde umudu
Evrenin efendisine
ne olmuştu.
Ona bir hal mi
olmuştu.
Sıçradı kalktı
Sümeyra kadın
Başörtüsü havada
dalgalanıyordu
Unlar toprağa
saçıldı, küller hamura karıştı
Medine sokakları hızla kayıyordu
evler bir bir tükeniyordu
Sümeyra kadın
bendinden boşanmıştı
Bağrını döğüyordu.
Sonra Uhud göründü
Sonra müminlerden
bir kalabalık gördü
Koştu yanlarına
erişti
--- Rasulullah
nerede ?
Dediler:
--- Ey sümeyra başın
sağolsun
Bilmiyoruz Rasulullah nerede
Ama
Bu gömdüğümüz kardeşindir,
Allah katında
Şehittir.
Sümeyra dedi:
Allah Rahimdir
Ona bu rütbe
Mubarek olsun
ama ben Rasulullahı soruyorum.
Sümeyra seğirtti
Gitti gitti
Yeniden bir topluluk
gördü
Durmayıp sordu:
--- Rasulullah
nerede ?
Dedi Müminler:
--- Bilmiyoruz ama
gömdüğümüz erkeğindir
Muradına erendir
Elbisesiyle gömülendir.
Dedi Sümeyra :
--- Hamd olsun, ona
şehitlik kutlu olsun
Ama bir haber verin
Rasulullah nerede ?
Sonra gördü Onu
--- Hamd olsun
Dostlarını gördü
--- Hamd olsun
Buluştular
Görüştüler
Biliştiler Müminler
--- Hamd olsun
Yaratana Hamd olsun
Yaratıp imtihan
edene
İmtihandan geçirip
zafere erdirene
Bilinçleri bileyip
sabırlar verene
Rahman olana
Rahim olana
Muin olana
Hamd olsun. |