|
SAVAŞ RİSALESİ - 1
" 1400'üncü
yıla armağan"
Güneşin
Mızrakların ucuna
takılıp
kaldığı
bir vakitte
Diriliş erlerinin
yüreklerinden
yayılan
Bir depremle
sarsılıyordu arz.
Gerilmişti altımızda
atlarımız
Fırlayıp kopacakmış
gibi
baldırlarından
kasları
Ve tarıyordu bir
projektör gibi
bakışları
üç kıtayı
Yeni bir vakte
eriyordu yürekler
Yayılıyordu o muştu
O coşku
O haber.
Bir gelen var
emin haberciden
emin olana
Ondan da sıddık
olana ve sadık olanlara
sohbete erip
halkada duranlara
yürekten yüreğe
yol bulanlara.
Bir gelen var
Bütün kıtalarda
beklenmekte
olana
ayarlanmış
kulaklar
İlkin çobanlar
duyuyorlar
Sonra ağaçlar
kurtlar
kuşlar
Çünkü onlar bilirler
dinlemeyi
Onların elindedir
toprağın nabzı
İlk onlar sezerler
yeni olanı
Rüzgarlarla geleni
Bulutlardan ineni.
Bir dağın tepesinde
Yeni doğan bir ay
gibi
Veysel Karani
Evreni
Kuşatan bir yay
Gibi
Açılmıştı
Kolları.
Selman
Bir şehrin kapısında
Bir kapının
Arkasında.
Ey savaşmakla
emrolunanlar
Yürekleri Kevser
suyu ile yıkananlar
Alacakaranlıkta bir
seher vaktinde
Ayrılırken
yurtlarından
yuvalarından
Bahçe köşelerinde
kapı önlerinde sofalarda
odalarda
Bir bir çıkıp gelen
yolumuzu kesip duran anılar
Yatak odamızın
penceresinden
Uyandığımızda ilk
görülen o tepe
O tepede o kayanın
değişmeyen konumu
Güneşi bir muştu
gibi her gün yeniden
Doğuran o dağ
elveda
Kadınlarımızın
kirpiklerinde sıralanan
Adanmışlık ve
bağlılık yazıları
elveda
Çocuklarımızın
göğsümüze
yüzümüze
saçlarımıza
Sokulan alınları
titreyen dudakları
kaçamak bakışları
Cennetten bir koku
ölümsüzlükten bir pay olarak
Çektiğimiz
ciğerlerimize
İnen yüreklerimize
Damla damla
Elveda....
O ki meydanın
ortasında durmuştu
Elini kılıcının
kabzasına koymuştu.
Dedi savaşçı :
" Ben gidiyorum
Hicret ediyorum
Varsa ağlatmak
isteyen anasını
Dul koymak isteyen
karısını
Ve istiyorsa
çocukları yetim kalsın
Arkamdan gelsin."
Yeryüzü yeni bir
güne hazırlanıyordu
Zaman devrini henüz
tamamlıyordu.
O konuştu:
"Ey eti etimden olan
Bu dünyada ve öbür
dünyada
Kardeşim olan!
Bu gece yatağımda
sen yatacaksın
bana vekillik
yapacaksın.
Biz gidiyoruz
Hicret ediyoruz
Sen sonra geleceksin
Ama önce emanetleri
sahiplerine
vereceksin."
Sonra o dağda
Maveranın kapısı
olan
Bir mağara
Orada ikisi
O ve
İkinin ikincisi
sonra çöl:
Çölde tepeler..
Çölde develer..
Çölde geceler
Ve çöle serpilen
Mucizeler.
Medinede bekleyenler
var
Damların üstünde,
yollarda
çocuklar
kadınlar
Elleri alınlarında,
gözleri ufukta
delikanlılar
ihtiyarlar..
Dediler. " Veda
tepeleri üstünden
Üzerimize ayın
ondördü doğdu
Şükürler olsun,
şükürler olsun
Bize vacip oldu,
şükretmek
Şükürler olsun..." |