|
GÖLGELERE DAİR
Suların karardığı
bir çağda birtakım günah yüklü
gemiler harekete
hazırdı / iyice biliyorum
gölgeler vardı /
kalın tasmaları vardı gölgelerin /
ürkek sesler suları
yarıyordu / bakıyorsunuz
kuşlar bayağı
gülüyordu / karanlık gölgeleri
ürkütüyordu / onlar
bağlı olmayı hoş
görüyorlardı /
korkarken ölümü düşünüyorlardı
muhakkak.
Kafaları kalındı
belliydi
Gözleri kalındı
belliydi
Kulakları kalındı
belliydi
Aslında kafalarının
kalın olması / gözlerinin kalın olması
önemliydi onlar için
/ incelik dedin mi kötülük
geliyordu
akıllarına.
Onlar bir gemiye
bindiler
-- ben ona günah
yüklü gemi dedim
Onlar oturup
tasmalarından ötürü gönendiler
-- ben onlara gölge
dedim
Halbuki bana bakıp
yadsıyorlardı / benim onları
tasmalarından ötürü
küçük gördüğüm belliydi /
benim onları başında
ve sonunda sevdiğim
belliydi / ama
anlaşamadığımız muhakkaktı.
İşte ben bu noktada
durdum
Denize baktım iyi
dedim
Korkulu dağlara
baktım iyi dedim
Doğrusu hep doğaya
bakıp iyi diyordum.
Ama gölgeler
giysilerle ilgileniyorlardı / utanıyordum
Hep araçlardan söz
ediyorlardı / ben utanıyordum
Sonra bir çağ geldi
/ baktım kafamda karıncalar vardı /
sonra yapılardan
yollardan bıkmıştım / ıssız
sokaklar beni
ürkütüyordu / kötü meydanlarda
boğuluyordum /
suları borulara almalarına
kızıyordum / hele
hele hep düğmelere basıp
yaşamalarına çok çok
içerlemiştim / sonra
kalkıp afrikaya
gittim / ohh afrikaya. |